vicdanımı sokan arının iğnesi

Bir tek bunu biliyorum ben… Hep bunu bildim… “Bildiğim tek bir şey varsa o da budur” desem yeridir mesela… Ama zamanı değildir ne yazık… Artık biraz geç’tir… Geç bunları’dır hatta… Kutsal topraklara elde köpek öldürenle ayak basmak gibi münasebetsiz, edepsiz ve densizcedir belki de şu saatten sonra yapılabilecek her şey… Kaldı ki alçaktan uçamayacak kadar oksijen bağımlısı olunmuştur bir kere… Bu masada karşında, bu trende arkanda ve bu hayatta yanında oturmaya zerre hakkım kalmamıştır… Ne yazık ki gerçek budur… Ve bahsi geçen gerçekliğin gerçekliğinden şüphe duyduğum anların toplamı, gerçek olamayacak kadar çoktur… Kelimeler bile oyun oynamaktan sıkılmış, kelime oyunlarının dahi vakti dolmuştur… Ömür şu an, şu saniye ve şu yerde, kendini tüketirken, başı önünde dolaşan tüm virane’lerin elinden tutmaktadır, son bir teselli gibi… İçerde kaldı vicdanımı sokan arının iğnesi, vicdanım tarifsiz sızlıyor… Ne öncesi var benim için… ne sonrası… Bitmeyecek herhalde kalbimin falakası… Ama ben yine de, bıkmadan, usanmadan bir tek bunu biliyorum… Hep bunu bildim…

1 Response to "vicdanımı sokan arının iğnesi"

Yorum Gönder